Saturday, November 29, 2008

gandhi


Kırkımdan sonra Mahatma Gandhi’yi tanıdım ve hayatım değişti!
Gandhi’nin kim olduğunu, neler yaptığını elbette biliyordum ama felsefesini anlamam için Bir Özyaşam Öyküsü adlı ilk gençlik anılarını okumam gerekliymiş.
Bu kitap kadar bana ilham veren bir şeye ömrüm boyunca rastlamadım, ancak bunda benim ruhen böyle bir felsefeye hazır olmamın da etkisi olabilir. Kimbilir belki 20’li yaşlarımda okusam bu kadar etkilenmezdim.

Kitaptan pek çok konuda kendime dersler çıkardım ama en önemlisi derseniz; en önemlisi kendime karşı dürüst olmayı öğrendim. Bazen insan bir şeyin yanlış olduğunu bilmesine karşın, kendini doğru olabileceğine inandırmak için bin türlü bahane bulabiliyor. Örneğin Gandhi okumak için İngiltere’ye giderken annesine et yemeyeceği konusunda söz vererek iznini alıyor. İngiltere’de arkadaşları yumurta yemesini teklif ettiklerinde önce merakından “Ben anneme et yemeyeceğim diye söz verdim, yumurtadan bahsetmedik” diye yiyebileceğini düşünüyor, ama sonra kendisine karşı dürüst olup annesine verdiği sözün, adı zikredilmese de yumurta yememeyi de kapsadığını, annesinin yumurta yemesine de karşı olduğunu ve onun da söz verirken bunu bildiğini kabullenip yemiyor.
Şimdi günlük yaşamımda sık sık “Bu durumda Gandhi olsa nasıl davranırdı?” diye düşünüp uyguladığımı farkediyorum.
Geçen yaz zıpkınımı hiç kullanmadım, kıyıya kadar çektiğim bir mavi yengeci öldüremedim bıraktım, hatta geçen gün eve giren kocaman bir kara sineği eşimin isteğiyle öldürdükten sonra üzüldüm ve pişman oldum.

Gandhi’ye göre değil ama eskisine göre daha bağışlayıcı, verici, hoşgörülü, dürüst ve huzurluyum.

Geç kalmış mıyım: Evet, genç yaşta okumuş olsam, o yaştaki meşrebimce
de faydalanabilirdim.

3 comments:

tuğba said...

harika..

ARZUMCA said...

evet size katılıyorum..aynı şeyleri bende çok hissediyorum..başarılı bir blog.takipçinizim..izmirden.saygılar arzu

berrin açılmış said...

sanırım
bu kitabı okumaya ihtiyacım var...

 
Site Meter